Çağla Şıkel Elele Eylül 2007

 

 

 

Emre’yi kaybetmekten korkuyorum!

 

Çağla Şikel yaptığı başarılı işler kadar pop müzik sanatçısı Emre Altuğ ile olan ilişkisiyle de hep gündemde. Güzel model, ilişkisinin derinliğini ilk kes Elele’ye, “Birbirimize duyduğumuz aşka aşığız” sözleriyle özetledi!

 

Nalan Miri Sözer

Fotoğraflar:  Murat Sargın

 

Emre Altuğ ve Çağla Şikel! Onlar, son yılların en merak edilen çifti. Sürekli bir barışıp bir küs olduklarını, aldatma haberlerini; hatta bazen de hiç ilişki yaşamadıkları yorumlarını bile okuyor, izliyoruz. Yıllardır magazin basınında haklarında birçok eleştiri yazılıp çizilmesine rağmen onlar ilişkileri için hiç konuşmadılar. Sebep mi? Aşklarını sakındıkları için! Daha da önemlisi, birbirlerini kaybetmekten korktukları için!

 

Özellikle son günlerde artık iyiden iyiye birlikte göründükleri için herkes onların ağzından çıkacak bir söz duymak istiyor. “Böyle bir ilişki var mı? Varsa ne zamandan beri var? Neden bazen saklıyor ya da neden bazen de Elele ortaya çıkıyorlar? Her şey magazinsel mi, yoksa bir taraf bu ilişkiyi kabul ederken diğer taraf kabul etmekten mi kaçınıyor?”

 

Oysa tek gerçek var: Sessiz sedasız çok büyük bir aşk yaşıyorlar ve neredeyse pamuklara sararak koruyorlar ilişkilerini!

Çağla Şikel çok zorluklar çekerek bu günlere getirdikleri aşklarını kelimenin tam anlamıyla içi titreyerek anlatıyor. Ve belki de korkularından sıyrılabildiği kadar ilk kez “Aşık olduğum adam” dediği Emre Altuğ’la yaşadıklarını ve hissettiklerini  Elele okurları için sözlere döküyor.

İşte tartışmaları, arılıkları, tutkuları, kıskançlıkları, ihtirasları, itiraflarıyla Çağla ve Emre’nin aşkı! Ya da son zamanların en gerçek aşk hikayesi!

 

Sizi yeni sezonda yine Cennet Mahallesi dizisinde Sultan karakteriyle izleyecek miyiz?

Türker İnanoğlu’nun söylediğine göre dizi bu sezon da devam edecek. Ancak Alişan ayrılıyor. Sanırım yurt dışında yaşayacak bir süre. Birazcık değişiklikler olabilir kadroda. Ama henüz netleşmiş bir şey yok.

 

4 yıldır bir Roman kızını oynamaktan hiç mi sıkılmadınız?

Hiç sıkılmadım. Hele ki tatilde inanılmaz özlediğimi hissediyorum. Her yıl tam tatile girmeden 1 ay önce bütün ekip bunalıyoruz ama tatilde hepimiz özlüyoruz tabii.

 

Peki bu dizinin formatıyla, sizi podyumlarda izleyen kitleyi yakaladığınızı düşünüyor musunuz?

Aslında çok acayip… Çağla Şikel’i sevmeyen, beğenmeyen birçok insan varken onlar da Sultan’ı sevmeye başladı. Özellikle de çocuklar. Benim çocuk hayranlarım zaten vardı, şimdi iki misline çıktı. Çoğu çocuk benim yanıma Çağla değil Sultan diye geliyor. İnsanlar daha samimi olduğumu hissetti.

 

Dizi bitince oyunculuğa devam mı, yoksa “Benden çıkan malzeme budur. Sadece moda sektöründe var olmalıyım” mı diyorsunuz?

Devam etmeyi düşünüyorum. Bundan sonraki işim de büyük ihtimalle Türker İnanoğlu’yla olacak… Oyunculuğu çok sevdim, çok ısındım, kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum.

 

Kendinizi sınamak için bu dizinin yanında sinema filminde ya da başka bir dizide niye yer almadınız? Zaman kaybetmiyor musunuz şansınızı denemek için?

Çünkü Türker Bey ile çalışırken, onunla çalışıyorsunuzdur. Başka bir projede olmayı ben de istemem, o da istemez. Geç kalmış olduğumu da düşünmüyorum. İnanın hiç öyle bir hırs yok içimde.

 

İşlerinizi ablanız organize ediyor. Röportajlarınızda da sürekli anneniz gibi anne olmaktan bahsediyorsunuz…

Evet. Annem çok annedir yaa, gerçekten bir annedir yani. Hep onun gibi bir anne olamamaktan korkuyorum. Çok samimi olmamanıza rağmen, hala ona saygı duymamı sağlar. Ben de çocuğumla aynı ilişkiyi yaratmak isterim.

Anneniz sizi en çok etkileyen kadın. Peki sizi hayatta en çok etkileyen erkek?

Şimdi babam demezsem olmaz! (gülüyor…)

 

Peki şu an hayatınızda olan Emre Altuğ nasıl bir erkek?

Bunu çok fazla anlatmak istemiyorum aslında. Çünkü, bizim yaşadığımız ilişkide benim Emre’ye duyduğum o büyük, anlatılmaz duyguyu başkaları bilsin istemiyorum. Sanki anlatırsam bir şeyler benden gidecek. Ama Emre öyle ki, hala çok aşiğim. O, aşık olduğum erkek.

 

Pamuklara sarıp sarmaladığınız bu ilişkinin hikayesi nasıl peki?

Aslında ilk tanışmamız Gülben Ergen’in programında oldu. Ben onun çok ukala olduğunu, o da benim ayaklarımın çok çirkin olduğunu düşünmüş. “Ama yanlış görmüşüm” dedi sonra (gülüyor…) Sürekli gösteriyorum ona “güzel ayaklarım” diye! Sonra bir arkadaşımızın evinde yılbaşında karşılaştık. Acaba mı, diye birbirimizin aklından geçtik. Sonra bir başka arkadaşımızın doğum gününde karşılaştık. Niye görüşmüyoruz diye bir düşündük ve görüşmeye başladık.

 

İlk karşılaşmada böyle bir aşk yaşayacağınızı hissettiniz mi?

Ben hislerine hakikaten çok güveniyorum. Hiç de yanılmadım. Bunu ona söylemiştim “İlk görüşmelerimizde enerjinden tedirgin oldum” diye… Yanılmamışım. Tabii ki iki buçuk yıldır bir çok şey yaşandı. Birbirimizi sevgimize inandırmak, güven kazanmak hakikaten çok çok zor oldu. Emre de zor bir insan. Ben ona göre biraz daha kolayım. Dolayısıyla dengeyi oturtmak bizim için çok zor oldu. Ama herhalde birbirimizi çok sevdiğimiz için bunlara katlandık. Bu ilişki için mesai harcamaya başladık.

 

Peki bu ilişkinin damağınızda nasıl bir tadı var?

Şunu söyleyebilirim ki, hayatımda hiçbir ilişkimde bu kadar emek vermemiştim. Bu kadar enerji harcamamıştım. Hissettiklerimin iki buçuk yıl sonra bile ilk günkü gibi olduğunu söyleyebilirim. Çok zor bir ilişkimiz var bizim. Hakikaten çok zor!

 

Neden zor?

İkimiz de ayrı popülaritelere sahip olup bir ilişki altında buluşmaya çalışıyoruz. Çok zorluyor bizi. İlişkimizi rahat rahat, özgürce yaşamaktansa, ilk günden beri her seferinde bu ilişkiyi koruyup saklamakla uğraşıyoruz.

 

Onu kaybetmekten mi korkuyorsunuz?

Evet, belki de bu kadar anlatmak istemememin nedeni kaybetme korkum. İki buçuk yıl sonra hala korkuyorum. Özellikle bizim camiadaki ilişkiler çok çabuk yıpratılıyor. Mesela bir haber çıkmış dün. “Emre Altuğ gece çapkınlık yaparken iki kızla yakalandı, motor bakmaya gidiyorum dedi” diye… Halbuki ben biliyorum. Okan Bayülgen’le klip çekecekler, eski model bir motor bakmaya gidecekler, gecenin bir yarısı motorcuyu açtırıyorlar. Herhalde motorcunun iki kız arkadaşı içeride… Sinirin bozuluyor…

 

Sizi bir arada tutan o efsunlu duygu nedir?

Çok denememize rağmen birbirimizden vazgeçemiyor olmamız. Birbirimize duyduğumuz aşka aşığız aslında!

 

Geçmişe nazaran daha mı huzurlusunuz?

Huzurluyum ama asla çok güveniyorum falan diyemem. Öyle hissetsem bile, söylersem bozulacakmış gibi geliyor.

 

Emre Altuğ dikkat çekici ve yakışıklı bir adam. İlişkinize inanmayıp onu baştan çıkarmaya çalışan kadınlar oluyor mu?

Yok. Olmuyor. Özellikle moda camiasındaki arkadaşlarım hep destek verdi.

 

Emre Altuğ’la ilgili en büyük şansınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

En büyük şansım, Emre gibi bir sevgilimin olması. Bu zamana kadar yaşadığım ilişkilerden sonra hakikaten beni çok olgunlaştıran bir ilişki oldu. Bu olgunluğu, kendini bilirliği, ayakları üzerine basan Çağla’yı yakalamamda bu ilişkinin çok büyük etkisi oldu.

 

Basında hep kavga ettiğiniz avaz avaz bağırdığınız, zor sakinleştiğiniz yazıyor. Kıskançlık kavgalarınız çok oluyor mu?

Size yemin ederim, hiç aslı astarı olan şeyler değil. Bizim kavgalarımız hiç öyle olmadı. Kavga ettiğimiz, tartıştığımız dönemler tabii ki oluyor. Evet ayrıldık. Evet bunu söylemek istediğimiz dönemler oldu. Asla yazılıp çizildiği kadar ayrılık yok. Bizim derdimiz hep birbirimizle oldu. İyi de oldu aslında, çünkü karşılıklı konuşup anlaşabiliyoruz. Bir başkası olsaydı, o zaman çok zorlanırdık. Belki bu kadar yürütemezdik.

 

Kendi içinizde zorlandığınız noktalar ne oldu?

Karşılıklı güven duymayla ilgili oldu.

 

Bir röportajınızda “Geriye baktığımda ağlayasım geliyor. Çok yıprandığım zamanlar oldu. İleride kendimi görmek istediğim tek an, bebeğimi kucağıma aldığım an” demişsiniz.

Bunu kesin canımın yandığı bir dönemde demişim… Ama çocuk hep sitedim hayatımda.

 

Sevgilinizle evlilik, bebek planlarınız var mı?

Bu da biraz fazla özel aslında. Her şey zamanı geldiğinde konuşulacak. Konuşulan bazı şeyler var tabii (gülüyor…)

 

Yine işinize dönelim. Kendi tasarımınız olan el örgüsü bikiniler, takı, şapka ve bandanalar Nişantaşı Lobi’de satılıyor. Markanız SHIC-L’den biraz bahseder misiniz?

Kendim için aksesuarlar yapıyordum. Bir şapka ya da bandana alıyordum, sonra da bu ne kadar pırıltısız diye annemle  Eminönü’ne gidip taş alıp işliyordum. Sonra çok beğenildi, çok istedi arkadaşlarım. Hiç aklımda yokken Lobi’nin ortağı Tuvana Büyükçınar, “neden birkaç parça yapıp mağazada satmak için vermiyorsun” dedi. Satışlar çok iyi gitti. Şimdi yaz için 15 tane el örgüsü bikini yaptık.

 

Bikinileri de siz mi örüyorsunuz?

Aslında örebiliyorum ama yetiştirmem mümkün değil. Ben renkleri seçiyorum, evdeki yardımcımız Leyla Hanım örüyor. Sonra da taşlarını işliyorum.

 

Markalaşma planınız var mı?

Bunun için ekip kurmam gerekiyor öncelikle. Şimdilik çok fazla vaktim yok. İleride olabilir. Yaratıcılık olduktan sonra her zaman  yapılabilecek bir şey var.

 

Fiyatlar nasıl?

45 YTL ile 250 YTL arasında değişiyor. Kendi internet sitemde ürünleri görmek mümkün. İstanbul dışından da sipariş verilebiliyor.

 

Onca tecrübeden sonra moda sektöründe nasıl bir duruşunuz ve yeriniz var sizce?

Bu yıl 10. Yılım. Çok sağlam bir duruşum olduğunu düşünüyorum.

 

Mesleğinizde sizi farklı kılan ne?

Podyumda beni en özel kılan şey, insanların önüne geçme çabamın olmaması. En güzel kıyafeti giyme hırsımın olmaması. En arkada olsam da enerjimle en iyi olabileceğimi bilme rahatlığı, özgüveni. Yıldırım Mayruk, daha podyuma çıkmadan, “Şimdi bana sorsalar en güzel kadın kim diye, bu enerjiyle seni söylerim. Herhalde hayatının en güzel günlerini yaşıyorsun” dedi. “Evet mutluyum ve podyumu çok özlemişim” dedim.

 

Şöhret başınıza hiç bela oldu mu?

Tabii ki zor günler yaşattı. Yapmadığım, yanlış anlaşılan şeyler çok üzdü. Hak etmediğim dönemler oldu.

 

Medya önünde hiç hata yaptığınız bir dönem, ya da olay oldu mu?

Aslında yok. Ağzımdan çıkan abuk sabuk şeyler oluyor başka bir şey düşünürken konuştuğumda ama… Yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Ne Yüksel Ak’la, Şenol İpek’in evliliğindeki “Tostumu yedim, geliyorum” mesajında, ne de Akmerkez olayında. Benim hiçbir kabahatim, suçum olmadı. Ama basında farklı yansıtıldı.

 

Sansasyon olarak başıma sadece Akmerkez olayı geldi demişsiniz. Niye sansasyon olarak yorumluyorsunuz?

O hale getirildi.

 

Nedir şu Akmerkez olayı? Aslını bir anlatır mısınız?

Herkes sustu, ben konuştum o zaman da. Hala da susuyor insanlar. Niye konuşmuyorlar anlamıyorum. Defile önce Klasis Otel’deydi. Neşe Erberk böyle söylemişti. Sonra yer değişti, Akmerkez Residence oldu. Defilemizi yaptık, döndük. O kadar… Gayet profesyonelce bir defile yapıldı o kadar.

 

Kişisel bakımlarınız dışında neler yapmayı seversiniz?

Meditasyon yapıyorum. Ama kendimi sadece karanlık hissettiğimde yapıyorum. Resim yapmak benim için bir terapi. Çocukluğumdan beri yapıyorum. Özellikle Emre Amerika’ya gittiğinde 3-4 tane tablo birden yapmıştım. Çok özel! Onun evinin her katında benim bir tablom vardır. Çok aşkla yapılmış şeyler.

 

Hasret tabloları yani…

Biz uzak kalınca arıza çıkarmaya başlıyoruz hemen. Hassas bir dönemdi. İki üç gün bile ayrı kalınca tırmıklamaya başlıyoruz birbirimizi. Ayrı kalmayı sevmiyoruz yani.

 

Ayrı kalamıyorsunuz. Peki birlikte mi yaşıyorsunuz?

Yok hayır. Ben ailemle yaşıyorum. O yalnız yaşıyor. Ama dediğim gibi pek ayrı kalamıyoruz!

 

 

Çağla’nun Güzellik Odası

Kuaförüm – Hakan Köse

Düzenli olarak yaptırdığım vücut bakımı – Guerlain ürünleriyle haftada bir

Cilt Bakımı – Guerlain ürünleriyle haftada bir

Cildim için kullandığım kozmetik markası – Mac, Guerlain ürünleri

Muhteşem bulduğum bir ürün – Dr. Jules Nobet Oksijen tonik

Bronzlaşmak için kullandığım ürün – Shiseido’nun güneş kremi