Gamze Özçelik Elele Kasim 2005

 

 

Erken büyümek zorunda kaldım!

 

Nalan Miri Sözer

Fotoğraf: Murat Sargın

 

Son iki aydır dramatik bir hikayenin baş kahramanı olarak, hiç istemediği bir şekilde gündeme oturdu Gamze Özçelik. Her şeye rağmen tırnaklarıyla kazıyarak geldiği bu noktada, hayatında hiçbir şeyin değişmesine izin vermeyeceğini söyleyen 23 yaşında bir kadın var şimdi karşımızda. Gamze, medya ahlakından internette suça, dizisinin yayından kalkmasından en büyük desteği Mehmet Mutlu’ya her şeyi ve gelecek planlarını sadece Elele’ye anlattı.

 

Uzun süren sessizliğini Elele’ye bozdu Gamze Özçelik. Son zamanlarda hep Ray Ban gözlüklerinin arkasına gizlediği gözlerini de ilk kez gösterdi. Doğrusu onu tanıdığımızda ne kadar enerji, cıvıl cıvıldıysa bu karşılaşmamızda bir o kadar durgun ve buruktu… Gözleri kırık ve buğulu. Ne onun için, ne de bizim için kolay oldu bu buluşma. Hiç sözlere dökemediğimiz cümleler boğazımıza takıldı, nefes alamadık kimi zaman. İtiraf etmeliyim ki, bugüne kadar en zorlanarak gerçekleştirdiğim röportaj oldu bu. Bazen kelimeler tükendi, gözlerimiz dolu dolu bakakaldık birbirimize. Gözleriyle anlattı hissettiklerini…

Aynı zamanda bu röportaj Gamze için “kolay kolay hiçbir şeyin değişmeyeceğinin, her şeyin aynen devam edeceğinin” habercisi olma özelliğini taşıyor. “Yaşadıklarımdan dolayı erken büyümek zorunda kaldım” diyen genç kadın olabildiğince kendiyle barışık durmaya çalışıyor ve hayatındaki bu dramatik dönemi yaratanlara “paye verecek değilim” diye cevap veriyor. Yaptığı işler hep ilgi gören ve o istemese de sevgilileriyle de magazin gündemine gelen Gamze’nin son günlerdeki en büyük mutluluk kaynağı ise sözlüsü Mehmet Mutlu. Çekim aralarında kendisini sürekli arayıp, yemeğini yiyip yemediğini bile soran sevgilisi için “O benim hayatımdaki en doğru insan” diyor.

 

“Düşler ve Gerçekler” dizisi yayından kaldırılmasına rağmen oyunculuğunuz beğenildi. Siz, kendi performansınızı nasıl buldunuz?

Teşekkür ederim. Benim için de çok severek yer aldığım bir projeydi. Çok kaliteli bir ekip, çok kaliteli bir senaryo ve diziydi. Şu ana kadar oynadığım karakterlerden farklıydı. Ekiple de çok iyi anlaşmıştık. Rolümü çok seviyordum. Eğer dizi devam etseydi eminim çok daha başarılı sahneler de çekme imkanı bulacaktım. İnsanı en ağır eleştiren kendisidir. Ama çok iyi tepkiler alıyordum, bu konuyla ilgili pek çok yerde yazılar çıktı. Bittiği için çok üzüldüm.

 

Siz başarılı bulundunuz, dizinin senaryosu da beğenildi ama Toprak Sergen, dizinin sizin yüzünüzden kalktığını düşünüyor. Sizce dizinin sorunu neydi?

Dizi çok kaliteliydi. Dizinin sorunu buydu! Ne demek istediğimi anlamışsınızdır! Başka da bir şey demiyorum.

 

Sırada hangi projeniz var? Yurtdışına gitmek istediğinizi duyduk.

Yurtdışına gidersem, tatil için kafa dinlemeye gideceğim. Şu anda oyunculukla ilgili yurtdışı projeleri için görüşülen şirketler var. Tabii diğer yandan acaba yurtdışında da ünlü olmak ister miyim, diye de sormuyor değilim kendime. Tamam Türkiye’de tanınıyorsun, zor bir hayat. Yurtdışı bir yerde seni kurtarıyor; kafanı dinlemeye gidebiliyorsun. Bir de yurtdışında ünlü olursan işin zor. O yüzden bunu çok istiyor muyum bilmiyorum ama  kısmet. Ben istemesem bile, çoğu şey gelip beni buluyor. Zamanında da böyle oldu. Ben kaçtım beni buldular. O yüzden bakalım, göreceğiz.

 

Yurtdışı derken, Amerika mı?

Avrupa’da görüştüğümüz yerler var. Hollywood biraz farklı.

 

Teklif mi geldi size?

Teklif değil, görüşme yaptığımız şirketler var. Özellikle teklif diye değerlendirmeyelim bunu.

 

Siz modellik yerine oyunculuğa ağırlık vermek istiyorsunuz değil mi?

16 yaşından beri foto modellik ve oyunculuğu aynı anda yapıyorum. Birine başlayıp diğerine transfer olmuş değilim. Dizi çekimlerim çok yoğun olduğu için son üç yıldır modelliği pek yapamıyorum. "Düşle“ ve Gerçekler” sonrasında kafama yatan bir iş olmazsa belki birkaç ay ara veririm. Ya da iyi bir proje olursa tabii ki değerlendiririm.

 

Yeni dizi teklifi var mı?

Duyduğuma göre, yeni teklifler geliyormuş ajansıma. Ciddi olanlarına yönelmeyi tercih ediyoruz biz. Çok içime sinmesi lazım. Bir de ben çalışmadan duramam. Ama oyuncuların da zaman zaman yüzlerini dinlendirmesi gereken dönemler oluyor. Kesin bir şey söyleyemiyorum. Sürpriz yapabilirim ben yine.

 

Bugün burada Elele için yaptığınız çekimin anlamı nedir sizin için?

Modelliğe başladığımda ilk çalıştığım dergilerden biriydi Elele. Severek okuduğum bir dergi. Çok uzun zaman oldu çekim yapmayalı Elele’ye. Keyif vericiydi.

 

Katıldığınız bu çekimi bir meydan okuma olarak algılayabilir miyiz; hayata ve hayatın dayattıklarına…

Meydan okuma değil, ama şöyle bir şey olabilir: Bu yaşıma kadar tırnaklarımla kazıyarak, gece gündüz çalışarak geldim bulunduğum noktaya. Çok emeğim var. Başak burcuyum zaten, titiz ve çalışkan. O yüzden, hala böyle devam edeceğimin ve kolay kolay hiçbir şeyin değişmeyeceğinin belki de habercisi olabilir. Her şey aynen devam edecek.

 

Zor bir dönemden geçiyorsunuz göründüğünüz kadar metanetli misiniz?

Ben duygularımı çok paylaşamam. Biraz içimde yaşarım. Genelde olaylara karşı çok panik yapmam, biraz daha mantıklı düşünmeye çalışırım her şeyi. İlk başta kafamda kurarım. Dıştan sakin görünürüm ama içimde çok fırtına kopar, o ayrı. İçime atar, hep kendime zarar veririm.

 

Güçlü bir görüntü çiziyorsunuz ama belki de erkekler bu kadar güçlü kadından hoşlanmıyorlar, belki de çekiniyorlar, ne dersiniz?

Öyle tabii ki. Ama kolay kolay kimsenin bir şeyi engellemesine izin vermem. Çizgimi belirleyen de benim. Öyle bir şey oluyor ki, güçlü oluyorsun işte. Kadın erkek herkes kendi maddi gücünü elinde bulundurmalı. Sonunda hepimiz yalnızız. Kadın da olsa erkek de olsa kendine yetebilmeli. Benim için en önemlisi bu.

 

Bazen insanın en büyük dostu da düşmanı da kendisidir. Kendinizle başbaşa kaldığınız anlarda, kendinizi didikler misiniz?

Çok fazla kendimi yargılamam. Kendimi mutsuz edecek ve delirtecek şeyler yapmam. Yani ben mutlu olmayı da seven bir insanım. Kendimle barışığım. Ay şöyleyim, ah böyleyim diye takıntılarım yok. Çünkü zaten bir şey yapmadan önce çok fazla düşünen bir insanım. Ama düşünmeden hareket edip yanlış yaptığım şeyler de olmuştur.

 

Siz çok güzel bir kadınsınız. Kadınlığınızla barışık mısınız?

Ben artık kadın, erkek ayıran biri değilim. Yeri geliyor; bir kadın olarak erkek gibi davranmam gereken zamanlar oluyor. Bu konulara çok takmıyorum ya. Kendimle çok sorunu olan bir kadın değilim.

 

Huzuru nerelerde buluyorsunuz?

Vallahi bu aralar bulamıyorum. (gülüyoruz…) Bir işi severek yapıyorsam da huzurlu oluyorum. İlla tatile gideyim, evde oturayım diye bir şey yok. Bizim işimiz çok zor. Nedir o da; medya zorluğu. Sen ne kadar huzurlu olmaya çalışsan da huzurunu kaçırıyorlar. Kaçırmak için ellerinden geleni yapabiliyorlar. Çok zor… Ama bir yerden sonra başkalarının karşısında daha güçlü durmayı da biliyorsun.

 

Bu “Allah” yazılı kolye sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Ben bu kolyeyi uzun süredir takıyorum yeni taktığım söylense de. Herkesin inancı kendinedir, benim de kendime göre inançlarım var.

 

İnsanlara kolay güvenir misiniz ve yaşınız büyüdükçe; tecrübeniz arttıkça bu güveni kaybettiğinizi söyleyebilir misiniz?

Yaşla hiç ilgisi yok. İnsana yaşadıkları öğretiyor ne yapıp ne yapmaması gerektiğini…

 

Kadın kadının kurdudur derler. Sizce kadınların dayanışma yerine birbirine zarar verdiği oluyor mu?

Çok ilgilenmiyorum bu çekişmelerle. Ben çok içime kapalıyım. İzin vermiyorum böyle şeylere. Gizli gizli yapıyorlarsa bilmiyorum.

 

Yeni Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) kadınlar lehine yapılan değişiklikleri yeterli buluyor musunuz?

TCK’da basınla ilgili de çok büyük yasaklar getirildi aslında ama çok fazla uyulmuyor. Karşı taraf dava açmaz zannediyorlar. Yasa çıkmış olmasına rağmen, bir şey olmaz diye düşünüyorlar. Hem de çok ağır maddeler bulunmasına rağmen… Birilerinin öncü olması ve uygulanmasını sağlaması gerekiyor diye düşünüyorum.

 

Türkiye’de kadına karşı şiddet, namus cinayetleri, taciz ve tecavüzlerin engellenmesi için neler yapılması gerekiyor sizce?

İlk başta eğitim verilmeli. Bu suçlar neden yurtdışında düşük de burada çok? Tabii ki yurtdışında da yok değil, var ama eğitimsiz bölgelerde. Yani biraz eğitimle alakalı. Yaşamın nasıl bir şey olduğunu öğretmek gerekiyor. Kötü durumla karşılaştıklarında karşı taraftakine vurmak veya öldürmek yerine karşı tarafın bu işten manevi zarar almadan nasıl kurtulabileceğinin düşünülmesi gerekiyor.

 

Ahlak be namusu kadın bedeniyle sınırlayan erkek egemen zihniyeti için ne söylemek istersiniz?

Eğitimsizlik diyorum. Başka da bir şey demiyorum.

 

Mesela biz sokakta bir çekim yaptık, adam geldi cep telefonunu modelin mini eteğinin altına soktu, kamerasıyla çekti ve yürüdü, gitti! Şok geçirdik. Şimdilerde gizli kamera tarzı tacizlerin kadın meselesi olup olmadığı tartışılıyor ve “herkesin başına gelebilir” deniyor. Sizce de bu bir kadın meselesi değil mi? Neden hiçbir erkeğin başına gelmiyor?

Erkeklerin de başına çok şey geliyor. Nerelerde gelmiyor ki? Çok örnek vermeyeyim, yanlış anlaşılır. Erkek grupları içerisinde kalıyor. Biz çok fazla duymuyoruz. Ama duyulanları da var. Üzerinde pek durulmuyor. Erkeğin elinin kiridir deniyor sonuçta. Ataerkil toplumuz ya.

 

Bu durumun değişmesi için ne yapmak gerekiyor?

Çok baskıyla yetiştiriyorlar çocuklarını. Birey olarak görmüyorlar. Çocuğun zekasının gelişmesi ve kendi kendine yetebilmesi için önünü açmıyorlar. Baskı ile yetişen ve zaten eğitimsiz olan bu çocuklar çeşitli yanlış yollara başvuruyorlar. Psikolojileri çok iyi olmuyor. Çoğu psikolojik sorun çocukluktan, aileden ve çevreden kaynaklanıyor. Bu yüzden çocukları büyütürken dikkat etmek gerekiyor. Ama bazen ailenin de neden olmadığı çevresel sebeplerden de kaynaklanabiliyor böyle bir şey.

 

Siz göz önünde olan bir insan olarak kadınlara destek olmak için hangi sosyal sorumluluk projesini kendinize daha yakın buluyorsunuz?

Ülkemizde çok fazla problem var. Eğitim, ailesiz çocuklar; sokak çocukları, gelir uçurumları, dar gelirli aileler, kadın hakları yani çok şey var. İnsan olarak çok şey yapabilirim ve hepsine yakın hissediyorum kendimi.

 

En çok hangisinden etkileniyorsunuz?

Her şey beni çok çabuk üzebiliyor.  Bütün sorunlar bana yakın. Bu konulara yakın olduğunuzda diğer konulara çok daha manevi yaklaşıyorsunuz. Bazı problemlere daha duygusal yaklaşıyorsunuz. Mesel benim küçüklükten beri bir hayalim var. İleride maddi durumun el verdiğince kimsesi çocuklar için dernek kurmak istiyorum. Kadın hakları adına mutlaka çalışmalarım olacak. Bugünlerde  adımlarını atıyorum. Bir takım görüşmelerim var kadın hakları konusunda. Şu dönemde kadın derneklerinden birçok destek geliyor bana. Onlarla görüşüyorum.

 

İsim verebilir misini? Hangi dernekler?

İlla bunları göz önünde yapacağım diye bir şey yok. Çünkü bu şov işi değil. Buralarda gönüllü çalışmanın verdiği tatmin hiçbir şeyle ölçülemez. Bazı şeylerin çok önemsiz olduğunu anlıyorsunuz; maddiyat mesela.

 

Eğer evrensel boyutta  bir şeyi protesto etmek isteseydiniz, bu ne olurdu? Ve bir model olarak nasıl bir poz verirdiniz?

Sevgi olurdu herhalde. Her şeyin başı o. İnsanın içinde sevgi ve maneviyatı olduktan sonra ne savaşlar olur ne de insana ve hayvana eziyetler olur. Yapacağım, insan sevgisiyle ilgili bir fotoğraf olurdu. Canlı bir  kalbe dokunurdum o fotoğrafın içinde sanırım.

 

Mevlana, insan yolunu dertle, aşkla bulur, der? Siz yolunuzu buldunuz mu, ya da o yolun neresindesiniz?

İnsanı değerleri yakalamak önemli. Benim bunun dışında hayatla ilgili bir derdim yok. Hayat ile barışığım; ne olursa olsun… Yaşama karşı da kendime karşı da çok barışığım ve olumluyum.

 

Artık terapiste gitmek kuaföre gitmek kadar yaygın. Siz bir terapist gördünüz mü hiç, özellikle şu anda terapi görüyor musunuz?

Dişçim de, kuaförüm de, terapistim de var. (gülüyoruz…) Erkek arkadaşımın da var terapisti. Benim bir buçuk senedir devamlı gittiğim birisi var. İlla ki deli olmak gerekmiyor. Herkesin de bir terapisti olması gerek diye düşünüyorum. Ama son dönemlerde hem terapistim, hem psikoloğum hem de psikiyatristim var.

 

Meslek hayatınızda özel danışmanlarınız var mı? Onlara hangi konularda danışırsınız?

İlk iş hayatımda başladığımdan beri menajerim Gaye Sökmen var. Zerrin var bir de ajansta. Üçünüz birlikte konuşarak karar veririz işlerime. Danıştığım başka biri yok. Kendim diyebilirim: Mesleki Danışman Gamze Özçelik…

 

Özellikle kriz yönetimi konusu son günlerde çok tartışılıyor. Mesela Kaya-Hülya boşanması, ya da Gülben Ergen’in kaset olayındaki gibi… Kriz yönetimi için ne düşünüyorsunuz?

Anlamıyorum bu işerden ben. O kadar çok doğal davranıyorum ki bazı şeylere karşı. Bu tür olaylarda durumun kontrolü elinizden çıkabiliyor. Yani muhatap olduğunuz bir karşı taraf varsa sapıtabiliyor. Anlatabiliyor muyum? Ne kadar kriz yönetimi uygulasanız da başkalarını susturamıyorsunuz ki. Ben kendi krizimi iyi yönetebiliyorum ama başkalarının krizine el atamıyorum. Başkaları da başka krizler yaratıyor. Çok elinde olan bir şey değil insanın. Türkiye’de çok iyi yönetilmiş krizler vardır ama karşı etken bulunmuyordur o krizde. Yaşanan kriz, karşı bir grubun olmadığı durumdur. Sen ne kadar kendi krizini halletmiş olsanda başkaları kendi krizlerini kendi içlerinde halledemedikleri için her zaman engel olamıyorsun gelişen olaylara.

 

Sevgiliniz Mehmet Mutlu ile nasıl tanıştınız?

Geçen sene Ağustos ayında tanıştık. İlk başta arkadaşımdı. Bir sene boyunca görüştük. Onun sonrasında da çok ani bir şekilde evlilik teklif etti ve sözlendik.

 

Kısa sürede evlilik kararı aldınız, sizi bu kadar çabuk karar alacak kadar etkileyen hangi yönü oldu?

Onu bulduğumu hissettim. Ben eskiden de buna inanırdım zaten. Hayatımda bir tek Mehmet’e bunu hissettim. Doğru insan olduğunu çok hissettirdi bana. Yoksa daha evlenmeyi düşünmüyordum, 23 yaşındayım henüz. Ama bunu size hissettiren biri olunca, bekleyeceğim de ne olacak diye düşünüyorsunuz. Bir daha onu bulamayacağım diye korkuyorsunuz. Çok spesifik bir şey söyleyemeyeceğim ama enerji meselesi herhalde. Beni etkiledi sonuç olarak (gülüyor…)

 

Düğün hazırlıklarınız nasıl gidiyor bu arada?

Ya acelemiz yok illa ki düğün yapalım diye. Benim de yok, onun da. Çok şükür zor gününde insan dostunu da düşmanını da tanıyor, sevdiğini de. Son dönemde birbirimize olan sevgimiziz ölçmemizi sağladı bazı şeyler. Her şeye rağmen sapasağlam yanıma dimdik durabilmesi çok önemli ve güzel bir şey. Bu, evlilik kararımda yanılmadığım anlamına geliyor, hala ikimizin dimdik ve yan yana durabilmesi.

Nasıl bir eş olacağınızı düşünüyorsunuz?       

Çalışan, iş kadını eş… Dört kız kardeş, anne ve babayla büyüdüm. O yüzden aile ve ev hayatını hissederek; bilerek yaşadım. Çocukları da çok seviyorum. Çok çocuk sahibi olurum inşallah. Bağlı ve düşkün bir aşığım.

 

Magazin basınının içinde olan biri olarak, neleri abartı buluyor ve rahatsız oluyorsunuz?

Ben o hayatı kesinlikle izlemiyorum. Buna çok sene önce karar verdim. Televizyon zaten izlemem. Ya yabancı kanalları ya da kendi dizimi seyrederim. Ama magazin dünyasını yine de çok fazla yargılamak istemiyorum, herkes işini yapıyor sonuçta. Kimi iyi yapıyor, kimi kötü…

 

Doğan Cüceloğlu’nun “Mış Gibi” Yaşamlar diye bir kitabı çıktı. Hangi insanlar  ve yaşamlar “mış gibi” geliyor size?

Mesela bizim yaşamımızdan örnek verebilirim. Biz uzaylıymış gibi algılanıyoruz. Halbuki biz de insanız. Bana şaşırıyorlar, “Aaa sen bunu yapar mıydın” diye. Bir de içlerinde kötülük olup, düzgünmüş gibi davrananlar. İyi insanmış gibi görünenler. Çünkü bazılarının içi ve dışı bir değil, ben de bunu sevmiyorum. Neysen osun yani. Ben sahte insanı sevmem. Karşı karşıya kaldım elbette. Ama zor bundan sonra tabii. Tabii yine Allah bilir, hayat bu. İnsanın başına ne geleceği belli olmaz.

 

AB çalışmalarında, sokaktaki Avrupalıyı hedef alan “imaj” atağı için 3 milyon dolarlık bütçe ayrıldı. “İyi eğitimli, güleç, sıcak, pırıl pırıl genç Türk” imajını anlatacağız. Genç kuşağın temsilcisi olarak sizce nasıl bir portre olmalı bu? Ne yapılmalı?

Bizim AB’ye giremeyişimizin en önemli sebeplerinden biri insan hakları. Türkiye’de çok fazla uygulanmadığı konuşuluyor. İnsan haklarının Türkiye’de nasıl işlendiğini yansıtabiliriz.  

Sizce, Avrupa’ya göre güçlü olduğumuz özelliklerimiz neler?

Eğitimli ve kaliteli bir genç kuşağımızın olması. Maneviyatı güçlü, mağdurdan yana olan bir yanımız da var. Askerimiz güçlü, çok önemli doktorlar, sporcular var.

 

Hayatı toz pembe olan, lüks düşkünü Louis Vuitton’suz çıkmam abi diyen kadınlara ne diyorsunuz? Gerçek mi bu hayatlar sizce? Yoksa mutsuzluk mu var temelinde?

Lüks yaşayan da mutlu olabiliyor. Önemli olan insanı duygularla yaşaması. Bunu er ya da geç anlıyorsunuz. Öyle bir dank ediyor ki kafanıza, ama anlamayanlar da var. Çoğu insan sokakta pis kalbiyle dolaşıyor.

 

Yeni yaşınızla birlikte, kendinizle ilgili keşfettiğiniz bir şey var mı?

Bir kere daha büyümek zorunda kaldım. Yaşımdan daha büyük olmak zorunda kaldım bir kez daha. Ama ne olursa olsun içimdeki gücü fark ettim. Kimseye paye vermiyorum.

 

Kendinizi nasıl şımartırsınız mesela?

Bol bol müzik dinlerim, film seyrederim. Güzel bir şey alırım. Eskiden voleybolcuydum, ama şimdi spor yapamıyorum. Çalışmaya takığım ya; arada dinlenirim, keyif yaparım. Öyle güzellikle ilgili şeylere çok düşkünlüğüm yok.

 

En çok ağladığınız aşk filmi hangisi ve neden?

Filmlerde şu aralar sıkça ağlıyorum. Onun dışında çok ağlayan biri değilim.

 

Son olarak, elinizde bir sihir tozu olsaydı neyi değiştirmeyi isterdiniz?

Ben her şeyin yaşanması gerektiği için yaşandığına inanıyorum. Yani düşünüyorum şimdi neyi değiştiririm diye;  yani bunun da yaşanması gerekiyormuş galiba. Senin kendi hayatını yaşaman gerekiyormuş, benim de bu şekilde yaşamam. Herkesin hayatı bir olmaz. Çok hayalleri olan bir insan değilim. Her şeye reel bakıyorum. Yaşananların yaşanması gerektiğine inanıyorum. Haklı da olsan ve hak etmesen bile.