Güzide Duran Hülya Eylül 2008

 

 

“İlker’le ayrılmadık küsüz”

 

Sanki başının üzerinde görünmeyen bir haresi var Güzide Duran’ın. 1.80’lik boyu, duru ama kışkırtıcı; sade fakat şatafatlı cazibesi alışılmışın çok dışında. E kolay değil. Boşuna mı Amerikalara gitti de Elle Mc Person’lara rakip oldu… İki haftalık tatil için Türkiye’ye gelen Duran ile özlemiştir diye Boğaz’da buluştuk, Amerika’daki hayatından ve ilişkisinden konuştuk. Buz Ada’da yaptığımız çekimlerde objektif karşısında profesyonelliğine bizzat şahit olduk.

 

Nalan Miri Sözer

Fotoğraflar: Muzaffer Sağlam

 

Amerika’da neler yaptınız şu ana kadar?

Amerikan Elle, Alman Frandom, Ocian Drive, Malezya Marie Claire ve Los Angeles LA Times dergilerine moda  çekimi yaptım. Ağustos ayında da amerika’nın en çok okunan Loft dergisine  kapak oldum. Ayrıca Loft’un içinde sekiz sayfa yer almak da bu sene çok işime yarayacak ve bütün defileleri alabilmemi sağlayacak. Orada portfolyo çok önemli çünkü. Ne kadar iyi resmin varsa o kadar iş alabiliyorsun. Bu yıldan çok umutluyum, iyi işlere imza atacağım.

 

Bu başarılarınız niye Türkiye basınında yer almıyor peki?

Orada bir şey yapmadığım zannediliyor. İşte buna kızıyorum. Yazıp çizmeden önce eğer gazeteciysen eğer araştır  ya da sor yani. Mesela şu an çok önemli bir iş için seçilen 3-4 kişi arasındayım. Bunu ilk kez size söylüyorum. Bu yıl Lancome’un yeni yüzü için aday seçildim. İnşallah olursa zaten hayatım bir anda değişecek.

 

Yurtdışında hangi ajansa bağlı çalışıyorsunuz?

Dünyanın en büyük ikinci ajansı  New York Next, Miami Next, Los Angeles LA Models ve Paris Woman ile çalışıyorum. Eylül’ün 20’sinde  Milano’ya gidiyorum. İki ay orda kalacağım moda şovları için. Sanırım İtalya’da da bir ajansım olacak.

 

Amerika’ya gidişiniz gerçekten yemek yerken Valentino’nun defile teklifiyle mi olmuştu?

Evet öyle oldu. İlker beni çok destekledi ve itti. Bu konuda da çok şanslıyım. Eğer İlker olmasaydı belki de hiçbir şey yapamayacaktım. Hiç kimsenin yapmadığı iyiliği ve desteği ondan gördüm. O yüzden İlker’in yaptıklarını hiçbir zaman unutamam.

 

Peki bir menajeriniz falan var mı?

Hayır yok. Çekimlerde bana eşlik eden aynı zamanda çok yakın arkadaşım olan  Katerina Sipsas var. Bu arada her konuda İlker’le konuşuyorum. Hep dost, arkadaş olarak gördüm onu sevgiliden önce. Çok şey öğrendim ondan.

 

Hemen ilişkinizle ilgili dedikoduları soracağım o zaman. İlker İnanoğlu’ndan ayrıldınız mı?

 Ayrılmadık am küsüz.  Her ilişkide  kavgalar, mutsuzluklar, ayrılıklar oluyor. Hergün konuşuyoruz ama bir aydır belirsizlik var. Belki buna ihtiyacımız vardı. Ben İlker’e hala çok aşığım.  Nazara çok inanıyorum ya. Yan yanayken insanların suratında hayranlığı da kıskançlığı da görüyorum.  Biz birlikteyken de ayrıldılar yazılıyordu. Bu dönemde uzun ilişki çok zor.  Kesinlikle bitti mi dersen, hayır bitmedi. İlker benim için çok çok özel bir insan. Bu aradan sonra çok daha güzel şeyler yaşayacağız.

 

Sebep neydi?

Öyle çok büyük bir problem yok. Üç yıldır o kadar yoğun yaşadık ki. Bana ömür boyu gibi geliyor. Her gün dip dibeydik. Onun etkisi sanıyorum. Biraz ara vermek normaldir. Hala seviyorsan bir araya gelirsin. Onun da beni çok sevdiğini biliyorum.

 

Çok yoğun çalışmanın etkisi var mı?

O da olabilir. Çok yoğundum. Bir hafta içinde 3 defa Miami’den Los Angeles’a uçuyordum. Bunlar da etki etmiş olabilir.

 

Bu arada düğün tarihiniz bile konuşuluyordu değil mi?

Haziran 15 için karar almıştık. Hem Amerika’da, hem Türkiye’de yapmayı planlamıışştık. Ama artık plan yapmayacağız. Bir anda karar vereceğiz.

 

Bu sizin ilk ayrılığınız mı?

Evet, ilk… (Tam biz bu konuyu konuşurken Güzide’nin saçına uğur böceği konuyor!)

 

Bu sizin uğurunuz olsun ve en kısa zamanda da barışırsınız umarım…

Şaka yapıyorsun. Aa gerçekten uğur böceği (gülüyor…) İnşallah.

 

Kırmızı ışıkta durup yeşil ışık yanıncaya kadar öpüşüyoruz demişsiniz. Bu kadar ateşli mi ilişkiniz?

Yaşarken acayip mutluyum. Anlatılmaz bir şey… Mesela evde uykum geliyor, İlker “ne olur gitme, kollarımda uyu” diyor. Ya da lavaboya gidip uzun süre kaldığımda  hemen “Güzide  hadi gel yanıma özledim seni” diye bağırıyor. Hele ben seyahat ettiğimde uçağa binerken ağlayarak arıyorum “Özledim seni, gitmek istemiyorum” diye. Bir an bile ayrı kalamıyoruz. Daha önce ben hiç kimseyle bunları yaşamamıştım…

 

Birbirinize nasıl hitap ediyorsunuz?

Ben ona “bebişkom” diyorum o da bana “sweety” ya da aşkım der. “Dünyanın en güzel kadını” diye sarılır.  Ne zaman otursam devamlı ayaklarım elinde televizyon izler, masaj yapar, öper… Ben böyle bir şey göremem  herhalde hayatım boyunca! Çok güzel şeyler bunlar. Özledim şu an onu…

 

İlişkinizde nasıl birisiniz?

Çok sağdığımdır. Çok evcimenim. Mesela İlker’e yemek yapmak, yedirmek, çamaşırlarını yıkamak, ütülemek çok mutlu eder. Ona hizmet etmeyi çok seviyorum.

 

Geyşa ruhu var sizde o zaman…

Evet fazlasıyla var… O da karşılığını veriyor. Ben görüşmeye gidiyorum mesela geliyorum, ev tertemiz.

 

Yurtdışına gittikten sonra vizyonunuzda neler değişti?

Gerçek şu ki artık başka bir Güzide’yim. Çok sabırsızdım, şimdi her şeyi zamana bırakmayı istiyorum. Güçlü olduğumu düşünüyorum. Kendime zarar verecek hiçbir şeyi kafama takmıyorum. Diğer taraftan orada sadece işim var. Tek başıma kaldım, kendimi tanıdım. Burada onu yaşama fırsatım yoktu. Yalnız hissetmiyordum kendimi. Ama en önemlisi İngilizce öğrendim. Öğrenmeye açık olmak önemli.

 

İngilizceyi nasıl öğrendiniz?

Okula gitmeden tek başıma öğrendim. Kimse de yardımcı olmadı öğrenmem konusunda. Filiz anne, bana İngilizceden Türkçeye tercüme eden makine hediye etmişti giderken. Onun çok faydası oldu. Sürekli film izledim. Hala evimde Türk kanalı yok. Çocuk kitapları alıp okudum. Gitmeden önce hülya Avşar’ın hocasından da ders almıştım. Gramer problemimi çözmüştüm yani. Katerina her gün görüştüğüm arkadaşım. Doğal olarak aksanı da kapıyorsun.

 

Filiz Akın’a Filiz anne diyorsunuz…

O benim canım annem. Bir tane canım annem var benim. Dünyanın en iyi insanlarından biri. Ben ona melek diyorum. İnanılmaz güçlü bir karakteri var. O kadar güçlü ki hastalığı yendi. Geldiğimde görüştük, yarın yine gideceğim ona. Çok seviyorum ve o benim için çok özel bir insan.

 

Onunla olan ilişkiniz neyi değiştirdi hayatınızda?

Onun zarafeti, oturması kalkması, yemesi içmesi… O kadar çok şey öğrendim ki ondan. Sabaha kadar konuşabilirim onunla. Bir şeyi kafasına koyduğu an yapabiliyor, pozitif düşünüyor. Bu yönleri de beni çok etkiledi.

 

Peki kendi ailenizle görüşmüyor musunuz?

Telefonla sık sık konuşuyorum. Ama zaten Amerika’da olduğum için çok fazla görüşemiyorum.

 

Kendinizi nasıl bir manken olarak görüyorsunuz?

Orada dünyanın her tarafından milyonlarca güzel kız var. Hakikaten rekabetin içindeyim. O kadar güzel kız olmasına rağmen kıskançlık ve problem yaşamıyorsun. Şurada biz onu 3 kişi yaşıyorduk. Genelde Brezilyalı olduğumu düşünüyorlar.  Ama ben gururla Türküm diyorum ve kendime çok güveniyorum.

 

Kendinizde neyi farklı buluyorsunuz? 

Benim farklı bir enerjim var. Fiziksel olarak da farklıyım. Kemikli bir burnum var. Dişlerim önde. O kadar kızın arasında bile vücudumu değişik ve seksi buluyorum.  Oradaki insanlar da bunu arıyorlar. Mesela Loft Magazine’ın kapak çekimi için 150 kızın arasından seçildim. Kapıdan içeri girer girmez fotoğrafçı sen benim favorimsin dedi. Bu çok büyük başarı.

 

Cildiniz çok güzelmiş bu arada..

Tamamen ilaçla düzeldi. Bir yıl boyunca hergün içtim. İşim biter bitmez makyajımı hemen temizliyorum. Sabah, akşam yıkıyorum.

 

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Spor yapmıyorum çünkü vaktim olmuyor. Haftaiçi çok görüşmelerim oluyor. Ama New York’ta spor yapıyor gibisin. Her yere yürüdüğüm için. Bazen 10 blok yürüyebiliyorsun. Yemeğime dikkat ediyorum. Mesela makarnayı ya da eti haftada iki gün yiyorum. Genelde sebze tercih ediyorum. Ama Türkiye’ye geldiğimde çok özlediğim taze fasulyeyi yerken ekmek yememek mümkün değil!

 

Modellik hayaliniz miydi peki?

Hiç hayalim değildi. Bir gün Mersin’de evde otururken “Hadi Best Model güzellik yarışmasına gir” dediler. O zaman güzellik yarışmasında torpil olduğunu düşünüyordum ama Best Model’da hissetmiyordum. Girdim ve birinci oldum. Sonra da hayatım değişti. Ajanslar aradı, insanlar Mersin’e geliyorlardı.

 

Birçok insanın hayal ettiği noktadasınız. Eğer şans yüzünüze gülmeseydi ne yapardınız?

Seçildiğimde liseye gidiyordum. Ya okula devam ederdim ya da tezgahtar olurdum.

 

Çabuk popüler oldunuz. İçinizde ukde kaldı mı?

Daha 23 yaşındayım. Allah izin verirse önümde önümde uzun yıllar var.  İnanıyorum ki, kaç yaşında olursa olsun insanın idealleri olmalı. İdealim Amerika’da çok başarılı olmak ve Türk kızı olarak adımı duyurmak. Bunun olacağına da inanıyorum.

 

Artık çok farklı bir ortamdasınız. Beklentilerinizde değişiklik oldu mu?

Los Angeles’a gittiğimde aktris oklundan bana teklif geldi. Sonuçta aktrislik için küçüğüm. 30 yaşıma da gelsem 40 yaşıma da gelsem oyunculuk yapabilirim. İngilizcem çok iyi olursa, Amerika’da bir okul hayatı yaşamak istiyorum. Ama en büyük idealim anne olmak. Çok ama çok istiyorum. Çocukları çok seviyorum.

 

Şu anda hazır hissediyor musunuz kendinizi?

Şu an değil ama bir iki sene içerisinde istiyorum. İşimi bırakır mıyım, hem anne olmayı hem işimi beraber sürdürebilir miyim bilmiyorum.

 

Amerika’da sosyal hayatınız nasıl?

Çok keyif aldığım ve çok özlediğim bir şey yapıyorum. Hafta sonu arkadaşlarımla toplanıyorum. Central Park’a gidiyoruz. Piknik yapıyoruz, kitap okuyoruz, dans ediyoruz. İnanılmaz güzel anlar yaşıyorum. Sinemaya gidiyorum. Evimi temizliyorum.

 

Şöhret ve mutluluk bir arada mümkün mü?

Mümkün. Bu senin elinde olan bir şey. Şöhretini kötüye kullanırsan, her hafta bikinili poz verirsen özel hayatın zarar görür. Ama Türkiye’de yalan haberler yapıldığı için bu çoğu kez mümkün olmuyor.

 

Yaptığınız mesleğin size ne sağlamasını istersiniz? Para, şöhret, güç hangisi?

Güç ve tecrübe, olgunluk. Parayı çok başka bir işle de kazanabilirsin. Bir şeyler öğrenmek güzel.