Mehmet Günsür Hülya Mart 2003

 

 

“Dünya sinemasında başrol oynayacağım”

 

Ferzan  Özpetek’in keşfedip “Hamam”da rol verdiği  genç oyuncu Mehmet Günsur, “O Şimdi Asker” filmindeki rolüyle yeniden gündemde. Tabii sadece çizdiği başarılı grafikle değil, yakışıklılığıyla da… Uluslar arası film dünyasına açılan kapı olan Roma’da yaşayan genç aktör, geleceğe dair beklentilerini anlattı.

 

Nalan Miri Sözer

 

Türk seyircisi sizi Hamam filmiyle tanıdı. Oyunculuk deneyiminiz var mıydı?

Kamera karşısına ilk geçişim 7 yaşındayken bir Sana reklamıyla oldu. Daha sonra 12 yaşına kadar reklamlar devam etti; ta ki bir deneme çekimine kadar. Sonra “Geçmiş Bahar Mimozaları” dizinde Filiz Akın ve Rutkay Aziz’in oğlu rolü için seçildim.

 

İtalya’da yaşıyorsunuz. Orada bir yaşama başlamanızın nedeni neydi?

İtalyan Lisesi mezunuyum ve dolayısıyla İtalyan kültürüyle içiçe büyüdüm. Hayatımın bir bölümünde hep İtalya’da yaşamayı istemiştim. “Amam” filmi benim için tüm dünyada ama özellikle de İtalya’da çok büyük bir referans oldu. Bu sayede ’99 yılında İtalya’da bir tiyatro oyununda başrol teklifi aldım. İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında geçen bir hikayeydi. Kuzey İtalya’da uzun bir turne yaptık. Sonra İtalya’da sinemanın başkenti olan Roma’ya taşındım. Yine “Hamam” referansıyla İtalya’nın en büyük ajanslarından biriyle anlaşma imzaladım ve şansım yaver gitti; hemen çalışmaya başladım.

 

Şu anda “O Şimdi Asker” filmindeki rolünüzle yeniden gündemdesiniz. Bu rolden bahseder misiniz?

Canlandırdığım “Nihat” rolü, filmdeki en trajik karakter. Nihat, Gölcük’te yaşayan bir kaptan. Deprem gecesinde teknesiyle Gölcük limanına yanaşırken depremde, karısı ile kızının içinde olduğu apartmanın yıkılışına ve tüm hayatının geçtiği şehrin yerle bir oluşuna seyirci kalıyor. O andan itibaren de başka bir boyuta geçiyor! Adeta kendini öldürmek istercesine ağır bir alkol tüketimine başlıyor. Klostrofobik, antisosyal bir karakter oluyor. Çadır kentte yaşarken “depremzedelere bedava bedelli askerlik yapma” hakkından yararlanıyor ve kendini askerde buluyor. Bu enteresan ortamda insanlarla tanışıyor; onların da yardımıyla yavaş yavaş kendi içinde bir hayata dönme isteği ve enerjisi buluyor.

 

Hamam filminde canlandırdığınız eşcinsel karakteri yüzünden Türkiye sizin cinsel kimliğinizi çok tartışmıştı…

Bu beklenilen bir şeydi. Çünkü maalesef Türkiye’de bu tip konulara nasıl bakıldığını biliyorum. Hemen bir etkilenme söz konusu oluyor. Yine de eğer insanlar böyle düşünüyorsa, işimi iyi yapmışım demektir ki, beni de bu ilgilendiriyor zaten.

 

Oyunculuktan başka nelerle ilgileniyorsunuz?

Yazıyorum mesela… Bir arkadaşımla yazdığım kısa metrajlı film senaryosu, İtalyan Kültür Bakanlığı’nın açtığı bir yarışmada birinci seçildi ve bize yaklaşık 40.000 euro gibi bir finansman sağladılar. Bu satırlar okunurken biz filmimizi çekmiş olacağız.  Ama bu bir başlangıç; aklımda tabii ki uzun metrajlı bir filmin yönetmenliği var. Onun dışında İstanbul’da dört yıl, Roxy’nin içindeki “Roxanne” isimli restoranı işletti. Ayrıca davul çaldım ve şarkı söyledim. Kendi şarkılarımızı yaptığımız bir müzik grubumuz vardı. Şu anda grubun her üyesi dünyanın başka bir yerinde. Fakat müzik asla yok olmayacak bir şey hayatımda. Gitarıım hep akortlu… Fırsat buldukça üretiyorum; son olarak da bir korku filminin müziklerine katkıda bulundum.

 

Kadınlar sizi yakışıklı buluyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet, demeliyim. Fiziksel olarak avantajlıyım. İlk etapta bu bir şans tabii ki ama sonra tek başına yeterli olmuyor.

 

Nasıl kadınlar etkiler sizi?

Özgür, zeki, güzel, keyifli, pozitif ve rahat kadınlar! Şu anda öyle biri var zaten.

 

Peki, “aşk” hayatınızı nasıl etkiliyor?

Zaten yerden kesik olan ayaklarımı daha da çok yerden keser. Ben sürekli aşık oluyorum. Aşık olmak istemediğim zamanlarda özellikle… tabii ilk başta şöyle bir sallıyor aşk; fakat daha sonra kendi hayatına bunu iyi oturtman gerekiyor! Aşık olduğu süre içerisinde hayatını tamamen değiştiren insanlardan değilim.

 

Başarıya giden yolda felsefeniz nedir?

Hedefe konsantre olmak ilk önce. Sonra kendini tanımak, kendine ve etrafına dikkat etmek, asla vazgeçmemek, farkında olmak…

 

Mutluluğun şartı var mısır? Sizi neler mutlu eder mesela?

Canlandırdığım bir karakterle eğer en ufak bir şekilde izleyiciye bazı duygular yaşatabiliyorsam ve bunu izleyicinin kalbine taşıyabiliyorsam benden mutlusu yoktur. Onun dışında üretmek, memnun etmek, o anı yaşatmak, özgürlüğümü hissetmek, enerji alışverişinde bulunarak hayatın içinde olmak! Ha bir de hayatla flört etmek!

 

Yurtdışındaki hedefiniz nedir? Oyunculuk ya da diğer dallarda ne yapmak istiyorsunuz?

Oyunculukta mümkün olduğunca kaliteli ve çok projede çalışmak; kendimi sürekli geliştirmek istiyorum. Sürekli yazıyorum… Yönetmenliğe hazırlanıyorum; ama kim bilir belki de bir marangoz atölyesi açıp masa ve dolap yapmaya başlarım herşeyin yanında.

 

Kadınlar nasıl bir erkek olduğunuz merak ediyorlar. Kendinizi nasıl bir erkek olarak görüyorsunuz?

Rahat, keyfine düşkün, özgürlüğünü seven, geniş, biraz üşengeç ve biraz da çocuk!

 

Sizi rahatlatan alışkanlıklarınız var mı?

Sevişmek tabii ki… Kulağımda walkman, bisikletle şehri dolaşmak, kayak, güzel yemekler yemek, Göcek’te mavi yolculuk yapmak beni çok rahatlatıyor. Paylaşmak ve beraber üretmek de dünyanın en  muhteşem duygusu bence! Yemek pişirmek de çok hoşuma gidiyor. Ayrıca müzik benim için çok önemli. Yanımda CD’lerim olmadan evden dışarı çıkmıyorum neredeyse. Bunlar dışında bir sürü şey var hayatımda. Ve her gün de yeni tutkular keşfediyorum. Sonu gelmeyecek bir macera ve keyif hayat benim için.

 

İtalya’da yaşamak Türkiye’de yaşamaktan ne gibi farklılıklar yaratıyor hayatınızda?

İtalya’da yılların getirdiği bir tiyatro ve sinema birikimi var. Herşey olması gerektiği gibi, çok profesyonel. Örneğin herkesin sendikası, haklarını koruyan kuruluşlar var. Tüm birimler oturmuş. Bunun dışında dünya sinemasıyla çok bağlantılı, Hollywood’da Roma’ya geliyor film çekmek için, İngiliz sineması da. Oyuncu castinglerini bile burada yapıyorlar. O anlamda dünyaya açılma şansı çok daha fazla… Buradayken İstanbul’u özlüyorum. İstanbul’dayken de burayı. Ama sadece İstanbul düşündükçe gözlerim sulanıyor.

 

Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?

Hiç terk etmedim ki…

 

“Friends of Jesus”, “Don Matteo”, “Good Pope” gibi dizilerde ve “L’italiano” filminde başrol oynadınız. En etkilendiğiniz rol hangisiydi?

Canlandırdığım her karaktere çocuğum gibi bağlanıyor; hepsinden etkileniyorum.  Ama şimdi farklı ve yeni şeyler denediğim için en son film “O Şimdi Asker”deki rolüm diyebilirim.

 

Yakın dönemde başka projeler var mı?

Mayıs’ta İngiliz-İtalyan ortak yapımı bir film projesinde büyük bir rolüm olacak. İçinde çok önemli isimlerin olduğu güzel bir proje. Şimdilik sürpriz….