Okan Bayülgen - Özgü Namal Elele Eylül 2005

 

 

 

İKİ FIRLAMA TİYATRODA

 

Okan Bayülgen ve Özgü  Namal aynı tiyatroda buluşursa ne olur? Tabii ki ortalık toz duman olur! İki tecrübeli oyuncu, Ortaoyuncular Tiyatrosu’nun 25. Yılı şerefine uzun bir aradan sonra ilk kez sahnedeler. Hem de 22 yıl önce yazılmış Kiralık Oyun’un yeni versiyonunda!

Okan ve Özgü, Ortaoyuncular sahnesinde bu kez Elele için bir araya geldiler; Tiyatro, aşk ve kariyer üzerine konuştular…

 

Malum önümüzdeki ay tiyatrolar bir bir kapılarını açıyor. Ama bir tiyatro var ki, 26. kez İstanbul’da perdelerini açıyor: Ortaoyuncular Tiyatrosu. Hem de Okan Bayülgen ve Özgü Namal gibi iki ünlü ve başarılı ismin yer aldığı bomba bir kadroyla! Konut sorununun Ferhan Şensoy’ca anlatıldığı komedi oyunu Kiralık Oyun  izleyenlere gerçek bir kahkaha tufanı yaşatıyor. Hakim, zabıta ve emlakçı olmak üzere üç rolde oynayan Okan Bayülgen; küçük erkek çocuğu ve evin şımarık kızı olarak iki farklı rolde sahneye çıkan Özgü Namal da üstün performanslarıyla parmak ısırtıyorlar. Biz de bu oyunun ruhuna uygun eğlenceli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik… İkiliyle yaptığımız sohbetteki  tiyatro, aşk ve kariyer üzerine itiraflarına inanamayacaksınız!

 

Kiralık Oyun’da oynamaya karar vermeniz nasıl oldu?

Özgü Namal: Benim hikayem çok komik. Bir tiyatroda uzun yıllar Ferhan Şensoy’la oynamış Saygın diye bir arkadaşım var. Ferhan hoca beni onunla kenarda, köşede görürdü ara sıra. Bir gün Saygın’ı arıyor ve senin kısa saçlı Öykü diye bir arkadaşın var diyor. Saygın’da Öykü değil Özgün adında bir arkadaşım var ve saçları kısa değil, uzun diyor. Ha o zaman saçlarını toplamıştı diyor. Karşılaştığımızda da ben Öykü, Kurtlar Vadisi’nde Elif rolünde oynuyorum diye tanıştım. Ben zaten oyunu okumadan kabul ettim. Şeref ve onur duydum.

 

Okan Bayülgen:  Benim hikayemde ise, Ferhan Hoca beni tanımıyor değil; hoca beni tanıyor. (gülüyoruz…) Kiralık Oyun’un bundan 22 yıl önceki, ilk oynanışı dahil bütün versiyonlarını biliyorum. Bir Ferhan Şensoy hayranı olarak konservatuarda okuduğum yıllarda her akşam gelip seyretmişliğim var. Daha sonra ara sıra karşılaşmalar dışında Ferhan Şensoy’la bir görüşmemiz yoktu. Ama televizyonculuk yapmasaydım Ortaoyuncular’da mutlaka görev almış olurdum.

 

Oyunu izledim ve bayıldım. ÇÖok komik gerçekten…

Özgü: Emlakçılık, ev arama, ev bulamama, ev sahipliği, insanların cebindeki paranın kiraya yetmediği, İstanbul’un dışından gelen insanların İstanbul’a yerleştiği ve asıl İstanbullular’ın sokakta kalışı gibi toplumsal konular.

 

Okan: Fakat bu Ferhan’ca yazıldığı ve biz de onu iyi oynadığımız için insanlar eğleniyorlar, gülüyorlar…

 

Ama ünlülerin ev almalarıyla ilgili polemiğe dönüştü oyun?

Okan: Gazeteciler bana kazandığın parayı ne yapıyorsun diye sorduklarında küçük burjuva zihniyetiyle apartman dairesi ve araba alıp biriktirmeye çalışmıyorum dedim. Sonuçta beyin hücrelerini harcayarak çalışan insanlar giderlerini hiçbir şekilde gösteremiyorlar. Bu yüzden ev alıyorlar. Dolayısıyla sanatçı sanatına yatırım yapamaz. Halbuki sanatçıyı mutlu eden, ruhunu da zenginleştiren kazanılan paranın da işe dönmesidir, dedim. Onu da aptla magazinciler farklı yansıttılar.

 

Bu kadroda yer almanızın ünlü olmanızla bir alakası var mı peki?

Okan: Ferhan Şensoy tiyatroyu medyatik şöhretle doldurma derdinde değil. Bu sezon Nesrin Tokyay’ın benim ve Özgü’nün dışarıdan katılmamızın böyle bir medyatik arayış içinde olmayla ilgisi yok. Çünkü bir iki oyunda bir ki fazla bilet sattırmasının dışında hiçbir katkısı yok.

 

Hiçbir katkısı yok mu gerçekten?

Özgü: Ortaoyuncular’ın çok özel bir seyircisi var. Yani kimse buraya sadece bizi görmeye değil, hakikaten Ortaoyuncuların oyununu seyretmeye geliyorlar.

 

Size olan ilgi daha farklı değil mi peki?

Okan: Diğer ablalar abilerden daha fazla alkış alıyor değiliz şöhretimiz  nedeniyle. Bu sahnenin tozunu 25 yıldan fazla yutan Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin oyunu gayet güzel götürüyorlar. Hatta selamlamaya çıktığımızda yaş ve kariyer hiyerarşisi içinde, bu tiyatroya katışmış oyuncular olarak görünüyoruz. Televizyonlardan halkın üzerine bir veba gibi sirayet eden, akan magazinsel mikroplardan biri olmak istemiyoruz. Tiyatroya zaten böyle mikropların girmesini istemiyoruz.

 

Mikroplardan kastettiğiniz eğitimi olmayan mankenler mi?

Okan: Ha yok; zaten eğitimliler dışında yapılması neredeyse imkansız. Ya pilin bitiyor, ya Türkçe’yi iyi kullanamıyorsun ya da ezber yapamıyorsun. Bunu özellikle düşünmüyorum bile, şunu söylemek istiyorum: Türkiye’de tiyatrocuların hatası televizyonda çok görünmeleri, Tiyatro’yu zaten televizyon yok ediyor bütün dünyada. Oysa tiyatro halkın toplandığı, birbirlerini gördüğü bir yer. Kiralık Oyun içinde kameralara şirinlik yapmıyorum. Şirinlik yaptığım takdirde tiyatro seyircisi bünye olarak bunu reddediyor çünkü.

 

Özgü: Televizyon kolaydır. Niye orada sürekli gördüğü, yıprattığı insanı tiyatroda ya da sinemada izlesin?

 

Uzun bir aradan sonra tiyatroya döndünüz. Paslanmışlık hissettiğiniz mi?

Okan: Elle çalıştırılan tekne motoru gibi oyunculuğumun motorunu “hırının, hırının” diye açmaya çalıştım. 12 sene sonra sahneye çıkınca böyle bir acayiplik oldu. Ama birkaç oyundan sonra geçti, rahatladım.

 

Özgü Namal’ı nasıl buluyorsunuz?

Okan: Daha okuma provalarından itibaren iki karakterde de çok iyi rol çıkardı. Oyunun farklı kadrolarla farklı oynanışı var. Bugüne kadar bu rolü en iyi oynayan Özgü. Muhteşem ya. Müthiş reaksiyon alıyor. Kıskanılacak derecede iyi.

 

Turne için nerelere gidiyorsunuz?

Özgü: Ankara ve İzmir’e gideceğiz. Eylül’ün ikinci haftası Maltepe Yayla Sanat Merkezi’nde, Ekim’in ikinci haftası da Ortaoyuncular’dayız.

 

Hazır kendinizi sahnelere atmışken yakında bir stand-up gelecek mi?

Okan: O konuda hem kabiliyetsizim, hem sevmiyorum. Bir tane daha stand-up’çıya ihtiyaç yok.  Bu işler için biraz yaşlı olduğumu düşünüyorum. Benim neslimde kızlar komik erkeklerle yatmazdı. Ben bütün kariyerimi sert, dramatik, daha melankolik bir adam tipine yaptım. Bundan da kazançlı çıktığımı düşünüyorum.

 

Komik olmak maymun olmak mı yani?

Okan: Komiklikte bir iktidarsızlık var; o kadar güçlü olamıyor. Kızlara aşk, şehvet ve ihtiyaç duyduğum yıllarda masanın bir komiği olur, kız daha sonra saçlarını dağıtan melankolik oğlana giderdi. Komik olan da garsonları güldürmeye devam ederdi.

 

Size komik erkekler nasıl geliyor?

Okan: Beraber olduğu arkadaşa bakarsanız herhalde anlarsınız (gülüyoruz…)

 

Özgü:  Oktay Kaynarca’nın da çok komik, komedyen olduğu söylenemez. Okan’la aynı jenerasyondalar zaten. Melankolik erkekleri daha çok severim.

 

Okan: Kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır, fakat gidip öbürleriyle yatarlar. Arkadaşlarımızın artık bu konudaki meseleyi anlaması gerektiğini düşünüyorum. Anlamak için benim tecrübelerimden de yararlanabilirler.

 

Beyaz, Cem Yılmaz da artık stand-up’ı bırakıyorlar ve artık kendilerine çeki düzen veriyorlar o zaman!

Okan: Hayır, başka bir çare yoksa niye olmasın? (gülüyoruz…) Ayrıca tabii ki insanlar gülmeye hasret. Stand-up yapan arkadaşlarım müthiş zekiler. Ben de şovlarına gittiğim zaman deli gibi gülüyorum. Çok çok başarılı komedyenler var.

 

Koşuşturmacalı bir hayatınız var. İstediğiniz hayatı yaşıyor musunuz?

Okan: Bu oyun  için değil ama işin içine ben girince bir imza oluyor. Tv yayıncılığı konusunda tecrübem var. On tane farklı iş  yapıyorum ve para kazanıyorum. Bu da benim çok hoşuma gidiyor. Bu nedenle bana şöhret baskısı yapan gazetecilere falan  “hadi ulan oradan” deme şansım oluyor. Kimseye yaranmaya gerek yok. İçinde çalıştığım şirketin ilkelerine saygı duyarım, uyarım. 10 seneyi geçmiş olan televizyon şöhretimde serseri bir oğlan olarak işe başlayıp aynı serserilikle devam ediyorum.

 

Haşarı çocuk rol modeliyle neyi değiştirdiniz Türk halkında?

Okan: Türk halkında birşeyler değiştiririm diye büyük iddiam yok ama 10 senedir her üniversite öğrencisi beni sevdi. Onlar için bir tür kafa açma programı oldum. Ya tamam hiçbir b*k yok ama Okan var gibi bir yerde oldum. Bütün bu olup bitenlere “h***tir” diyebilen az adamları var. Parayla pulla, şöhretle derdim yok. Her zaman da söyledim. Çok isteyen varsa alıp k***a sokabilir. Hiç umurumda değil. Böyle bir doygunluğum var.

 

Bunun için mi sosyal sorumluluk projelerine ağırlık veriyorsunuz artık?

Okan: Tabii eğitim, kültür konusu önemli. İnsan şöhret olunca ömrü boyunca Televole’lere şaklaban olmak zorunda mı?

 

Şöhret size neyi keşfettirdi?

Özgü: Tam tersi hayatımı zorlaştırdı. İnsan şöhret olayım ya da para kazanayım diye oyuncu olmaz. İşimi sevmem ve doğru olmamla alakalı. Benim de kendime göre yeteneklerim var. Girdiğiniz ortamlarda farkediliyorsunuz. Bu da özel ve güzel bir şey.

 

Sakin ama hırlı görünüyorsunuz?

Özgü: Benim hayatla, kendimle dersim var. Hiçbir hırsım yok. Ölümlü dünyada saçma va aptalca geliyor bana. Yaşım ilerledikçe ve tecrübe kazandıkça çok daha lezzetli olmaya başladı. Tadı damağımda yani. İştahım kabarıyor yani.  Olmayan bir şey yoktan var etmek, hayata geçirmek çok zor. Hayat adanması gerekir. Bir yaşam biçimidir. Hayatı doldurmak üzerine yapılmamalıdır.

 

Diğer yandan siz kadınlarınızla da konuşuluyorsunuz?

Okan:  Çapkın değilim. Çapkınım diyen salaktır. Hiçbir erkek çapkın olduğunu söylemez. Kadınlar çapkın erkeklerden hoşlanmazlar. Ben buna karşın daha akıllı uslu evinde oturan erkek havasındayım. Çoğunlukla akşamları evdeyimdir. Hayatımda bir bardan bir hanımla tanışıp o gece eve gitmem herhalde bir ya da iki defa olmuştur. Ruhen ve kültürel anlaşmalara inanıyorum. Ama gerçek bir seks canavarıyım onu söyleyeyim. Gerçekten canavarım yani o konuda.

 

Deniz Seki’nin şarkıları nedir öyle, ne yapmışsınız kadına?

Okan:  Deniz Seki’nin yazdığı şarkılar güzel şarkılar. Beni sevmiş, yazmış. Bir çoğunun yazılışında vardım zaten. İnsanlar birbirine sinirlerin, bağırır çağırır. Sanatçılar şarkı yazarlar. Hangi erkeğe kısmet olmuştur bütün bir albümü sana yapmış bir kadın. Bir albümüm oldu… Yaa bundan gurur duyuyorum. Daha fazla da konuşmam, düzgün bir ilişkisi var.

 

Amma yaralamışım demediniz mi?

Okan: Ben de besteci olsam, kafam bozulduğunda öyle şarkılar yazarım. Ayrıca o şarkılarda söylenenlerin benzerlerini  gençler cep telefonlarında birbirlerine haykırıyorlar zaten. O şarkılar daha edebi, daha güzel olabilir. Oşarkılardaki duyguları herkes birbirlerine söylüyor.

 

Peki son soru. Oktay Kaynarca’yla evlilik söz konusu mu?

Özgü: Şimdilik hiçbir şey yok. Şiddetle karşıyız. İki taraf da böyle çok mutlu.