Özge Özberk Elele Ağustos 2005

 

 

“Yanında gülmediğin erkekle bir gelecek kuramazsın”

 

Gora’nın Ceksu’su, Çemberimde Gül Oya’nın Yurdanur’u Özge Özberk, geçen sezondaki oyunculuğu ile zihnimizde yer etti ve Beyaz İnci televizyon ödülünün de sahibi oldu. Broadway’e gideceğim diyecek kadar da iddialı olan genç oyuncu, ismini ilk kez telaffuz ettiği sevgilisi Hayim’e de çok aşık!

 

Nalan Miri Sözer

Fotoğraflar: Serkan Özalp

 

 

Aslında bir çoğumuz onu çok önceden tanıyoruz. 29 yaşındaki Özge Özberk, hepimizin bir dönem televizyona kilitlendiği Bizimkiler dizisinde, Ali’nin nişanlısı olarak başlamış oyunculuğa. Artından Sinan Çetin’in Yıldız Tepe filminde başrol oynamış. Sonra BKM oyuncusu olarak “Otogargara” ve “Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?”de rol almış. Son olarak da Çemberimde Gül Oya’da Yurdanur karakteri ile birlikte izleyici kitlesiyle de buluşmuş. Zaten internette dolaştığınızda hayranlarının dizi yorumlarında onun güçlü, anaç, pozitif yanına bayıldığını anlıyorsunuz. O ise kendinden emin, “11 yıldır biriktirdiklerimi şimdi kullanma zamanı” diyor. Yapacaklarıyla da Broadway yolunun kendisine açılacağını düşünüyor. İstanbullu bir ailenin ikinci çocuğu olan Özge’nin adı her ne kadar ünlülerle anılsa da o, bugüne kadar sakladığı sevgilisine olan aşkıyla ve idealleriyle tıpkı canlandırdığı karakter gibi güçlü bir kadın portresi çiziyor.

 

Sizi herkes Gora ile tanıdı. Bu filmde sizce hangi özelliklerinizden dolayı yer aldınız?

BKM oyuncusu olduğum için Cem Yılmaz’ı yıllardır tanıyordum. Yönetmen Ömer Faruk Sorak’la da tanışıklığım vardı. Ceko rolüne çok önem veriyorlardı. Birçok kişiyle görüşmüşler. Ama Cem kafasında rol için kimseyi oturtamamıştı sanıyorum. Sonra “Bizde Özge vardı, Özge’yle görüşelim ya” diye bir şey atılmış ortaya. Cem hemen beni aradı, projeyi anlattı. Acayip sevindim ve kabul ettim.

 

Cem Yılmaz gibi aurası güçlü ve esprili bir adamla çalışmak heyecan verici olmalı. Siz hiç etkilenmediniz mi? Hem dedikodular da çıktı?

Onunla olup zekayı, pırıltıyı paylaşmak daha büyük heyecan verici bir şey. Her söylediği zeka ürünü çünkü. Sürekli komik… Yan yana bulunmaktan ziyade zekasını kullanma şekli insanı çık heyecanlandırıyor. Biz çalışırken sette 50 saati gördük. İki gün boyunca çalışıyor olmak, bünye için çok zararlı ama bütün ekibi o ayakta tuttu. Bunlara hayran kalmamak mümkün değil. O yüzden çok mutluyum, inşallah çalışırız bir daha. İş disiplini, kaprisi olmaması… Bir sanatçıda olması gereken bütün özellikler onda toplanmış.

 

Şu anda yeni yıldızı parlayan birçok oyuncu var. Ama Beyaz İnci’de siz ödül aldınız. Aradan sıyrılmanızın sebebi neydi?

Bunun çok basit bir sebebi var aslında. Önce emeklemek, sonra yürümek, daha sonra da koşmak! Ben 11 yıl boyunca çok güzel emekledim, hem de çok uzun bir zaman. Şimdi yürüme, biriktirdiklerimi kullanma zamanı. Bu tabii biraz şans ve biraz da doğru projelerle alakalı. Önüme gelen her projeye atlamadım. Hayatımda ilke edindiğim en önemli şey, geriye dönüp baktığımda güzel başlıklar görmek. Bu ödül Bizimkiler, Gora, Çemberimde Gül Oya gibi kaliteli projelerle geldi. Çizgiyi tutturmak lazım. Eğer ünlü olmaksa adı, isteseydim bunu çoktan yapardım. Ama ben daha çok öğrenmeyi seçtim.

 

Siz de Amerika’ya gidip oyunculuğunuzu kremalandıracak mısınız?

Yaklaşık dört sene önce bunu istiyordum. Hatta üç sene boyunca İtalyanca dersi aldım. Comedi Late Tiyatrosunda komedi oyuncusu olup İtalya’da sürdürmek istiyordum kariyerimi. Milano’da Pikkola Tiyatro adı adında bir  tiyatro okulunda denedim, fakat yapamadım; olmadı. Şehri sevmedim, herşey üzerime geldi. Aslında en büyük okul, pratikte kazandığınız okuldur. Bu yüzden de BKM benim için en büyük eğitim oldu. Demet Akbağ’dan, muhteşem bir kalemi olan Yılmaz Erdoğan’dan çok şey öğrendim. Amerika’da Broadway’de oynamak istiyorum. Belki benden önce gidecekler var ama hayır ben gideceğim, bunu çok iyi biliyorum. Bugüne kadar kimsenin kapısını çalmadım ama kendime iyi bir portfolyo hazırlayıp oradaki kapıları çalacağım. Biraz şansıma da güveniyorum. Belki de onlar bana gelecek. Başarılar geldikçe daha fazlasını istiyor çünkü insan.

 

Oyunculuğun ruhu biraz da çılgınlıkla beslenir. Sizin uç bir yanınız var mı?

Aslında o kadar çok uçuk yaşayan biri değilim ama rutin yaşamaktansa, alternatif yaşamaya çok açığım. Adrenalin ve enerji insanı ayakta tutuyor çünkü.

 

Duygu oynamalarınız yok mudur yani? Mesela laıp başınızı ortadan yok olmak ya da eski sevgilinizle sevişmek gibi?

Çok düşünmedim şu ana kadar. Bunu yapar mıyım, yapmaz mıyım bilmiyorum. Ama rol olarak her şeyin altından kalkacağımı biliyorum.

 

Nasıl bir kadınsınız?

Şefkatli, duyarlı bir kadınım. Çocukluk tarafı ağır basan, şımarıklığı fazla olan biriyim. Aynı zamanda da çok anaç olabiliyorum. Mesela sevgilime yemeğini yedin mi, şunu yaptın mı diyen, aynı zamanda bunların bana da yapılmasını isteyen arada derede bir kadınım aslında. Aslında bu soruyu sevgilime sormanız lazım.

 

Sevgilinize soramayacağım ama… Peki kontrollü bir kadın olarak nasıl erkekler etkiler sizi?

Kendine güvenen, esprili erkek. Yanında gülebildiğim erkekler etkiler. Beraber gülemediğiniz bir insanla beraber gelecek de kuramazsınız. Dış görünüş de önemli. Kendisine  bakması, kendine güveni olması gerekiyor. Kendine güveni olan insan ne kıskançlık yapar, ne de kısıtlamaya gider.

 

Sevgiliniz böyle biri mi?

Hayim de aslan burcu benim gibi. Ben neşeli canlı biriyim. O çok ağır gibi duruyor, fakat gülmek çok yakışıyor. Uzun boylu, çilli. Tekstil ve maden işiyle uğraşıyor. İnanılmaz esprili. Çok ince esprileri var; ki benim aradığım özellikler bunlar. Anlayışlı, babacan, koruyucu yanları da var.

 

Uzun soluklu ilişkiler mi yaşarsınız?

Aşk kuralları kendi koyduğu için buna siz karar veremiyorsunuz. Ama tek eşli, uzun soluklu ilişkileri seviyorum. Ben de aldatıldım. Ama bir buçuk senedir çok sahiplendiğim bir şey yaşıyorum. Bir telefonu bile beni çok heyecanlandırıyor. Birbirimizi anlayıp çözene kadar tartıştık tabii ki. Mesela dizide en ağlamalı yerlerde üzüntülü anlarımı düşünüp, ağladım.

 

Formülü nasıl buldunuz?

İkili ilişkide herkesin kendi alanı olması lazım. Bunlara izin verir, saygı oluşturursanız, hiçbir şekilde ikili ilişkinin bozulacağını düşünmüyorum. Geçmişte kısıtlama handikapına düştüm. Kıskançlık aşkı bitiriyor zaten. Erkek arkadaşım erkek erkeğe çıkacaksa vıkvıklanmam. Bütün gün neden aramadın tribine girmem. Gelen mesajların kimden geldiğini sormam. En büyük artım bu, ilişkimde. Karşılıklı güven oluştu. Erkeği yiyip bitiren aciz kadın mızıldanmaları yapmadım. Erkekler huzursuz olduklarında kaçar giderler. O yüzden beraber yaşadığımda da sorun çıkmıyor. Arada eve gidip eşyalarımı değiştiriyorum ama şu ana kadar çok şükür bir sorun yok. Kendimi olduğum gibi gösterdiğim için bu cezbetmiş olabilir. Çok şükür doğru insanı bulduğumu düşünüyorum.

 

Bir erkekten ne beklersiniz?

Sadece saygı.

 

Eski sevgiliniz Ozan Güven’le aynı filme, Gora’da oynamanız da konuşuldu. Bitmiş olsa da zor olmadı mı beraber çalışmak?

Biz çok kanlı bıçaklı ayrıldık Ozan’la. İki sene falan hiç görüşmedim. Karşıma çıksa kafa atacağım bir şekilde ayrılmıştık. Ama istediğiniz kadar kızın, o kadar pozitif enerjisi olan bir insan ki… Gora’da acayip kanka olduk. Yapı gereği kin tutan biri değilim ama biraz eskiye bakıp “böyle olmam” demem gerekirken, ikimiz de setimiz olmadığı zamanlarda üç saat, beş saat kağıt oynayıp inanılmaz eğlenceli zaman geçirdik. O yüzden eski sevgili de dost olabiliyor zaman zaman. Zaten Yıldız Tepe filmi döneminde altı ay kadar, çok kısa bir dönem birlikte olmuştuk.

 

Farkındalığı arttıkça insan değişimi farkeder. Siz nasıl bir değişim katettiniz?

10 yıl öncesine yani liseye kadar dolmuşa bindiğime, müsait bir yerde inecek var diyemezdim. Otobüste düğmeye basamazdım, ellerim titrerdi. Çok fazla dikkat çekiyordum. Topluluğa çıkma korkusu vardı. Çekingenlik, içe dönüklük vardı. İnsanların bakmasından çok rahatsız oluyordum. Kendini bulma dedikleri bu olsa gerek. Sahnede varolduğumu hissettim.  Aslında hayatta çekinilecek çok şey olmadığını farkettim. Rahat olmaya başladım. Sosyal ve özgüven anlamında sahne baha çok şey kattı. Sanırım başkalarının bendeki yeteneği görmesiydi bu.

 

Güzel olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. Çoğu zaman düşündürtüyorlar da. Sinema yüzüm olduğunu, ekran sempatim olduğunu biliyorum. Lafların da yürekten geçiyor olması, yüze yansıyor zaten.

 

Kendinizi eleştiriyor musunuz?

Bana söylenilen, yüzümün çok esnek olduğu komediye kadar, drama da yatkın olması. Mimiklerimi iyi kullanıyorum. Duygularımı çok iyi kullanıyorum. Olacağım ben galiba… (gülüyor) İyi yoldayım. Bundan sonraki işlerimde aynı çizgide olacağımı biliyorum. Sonuçta Çemberimde Gül Oya olmasaydı hala ufak dizilerde rol alacaktım. Belki de hiçbir şekilde rol almayacaktım. Annemle bizim en büyük tartışmamız bu. Ufak rol olsa kabul etmeyecek misin, diyor. Yani bir Türkan Şoray, küçük bir rolü ancak konuk oyuncu olarak kullanabilir. Ama asla ufak rollerde görmek istemeyiz onu. Biraz ben de bu yönde ilerlemek istiyorum.

 

29 yaşındasınız. Kadın olarak hayatın tadını nasıl çıkarıyorsunuz?

Kremlerin yaşı… (gülüyor) En verimli yaşlarım oldu ki, bu kremleri kullanmaya bile ihtiyacım olmadı. Çemberimde Gül Oya’dan dolayı hiçbir hobi falan kalmadı hayatımda. Spora yazıldım, ama iki kere sadece saunaya gittim. Alışveriş ve arkadaşlarımla en büyük lüksüm sinema oldu. Bunun dışında ben de büyük ayrılıklar yaşadım. Beni arkadaşlarım ve yazdıklarım kurtardı. Kadınların depresyona girmelerinin en önemli nedeni yalnızlık. Tek başına kalmamak lazım. İyi arkadaşlarla, iyi vakit geçirmek gerekiyor.

 

Şöhret biraz da bıçak sırtı değil mi?

Benim hiç havaya girecek bir durumum yoktu. Benden önce o kadar çok insan vardı ki havaya girmesi gereken. Herşeyin bir sırası olduğunu biliyordum. Hiçbir şey için acele etmedim. Doldur, biriktir ve ondan sonra boşalt. 11 yılın birikimine güveniyorum.

 

Yeni sezonda sizi izleyecek miyiz?

Çağan Irmak’ın yeni filmi Babam ve Oğlum filminde küçük ama çok önemli bir rolüm var. Tüyleri diken diken edecek bir rol. Haluk Bilginer ve Hülya Avşar’la bir restoranda geçen Restoran isimli bir film projesi de var. Ayrıca 3 kızın hikayesinin anlatıldığı Kurtuluş Savaşı’nda geçen bir dizide Mehmet Ali Nuroğlu ile oynayacağım yine.

 

Başka yerde yok

Üniversitesi Sosyal Bilimlerde okurken BKM’ye gidiyordum. Bir tarafta iktisat işletme görürken, diğer taraftan tiyatroya devam ediyorum. Birşeyler yanlış gidiyor, deyip okulu bıraktım.

İlk kamera deneyimim Kemal Sunal’laydı. Liseden sonra yeni yüzler arayan oyunculuk ajansına kaydoldum. 5 kız bir role çalıştık. Halit Akçatepe bizi bir odaya aldı hepimize tiradı oynattı, ben seçildim. Eve gittiğimde gülerek uyudum. O kadar önemli insan benim üzerimde durdu.